Mekkî  Wahy

/Tertil VI

 

 

 

                

052.027/en-NEML

Esirgeyen Bağışlayan Allah'ın adıyla

1970.027.001

 

                 I          Musa:1-14

 

1970.027.001   027.01-        T. S.  Bunlar Qur'an'ın ve Apaçık olan Kitab'ın Ayetleri’dir.

1971.027.002 027.02-         Mü'minler için bir Hidayet ve bir Müjde’dir.

1972.027.003 027.03-         Ki onlar Salat’ı kılarlar, Zekat’ı verirler ve Onlar, Ahiret'e Kesin Bilgi’yle İman edenler’dir.

1973.027.004 027.04-         Ahiret'e inanmayanlar’a gelince, Biz Onlar’a kendi yapmakta olduklarını süsleyivermişiz, böylece Onlar, Körlük-şaşkınlık içinde dolaşmaktadırlar.

027.05-         İşte Onlar, en kötü Azab onlar’ındır ve Onlar Ahiret'te de en Büyük Kayb’a uğrayanlar’dır.

027.06-         Elbette, bu Qur'an, sana Hakim olan, Alim katından ilqa edilmektedir.

 

027.07-         Hani Musa Aile’sine: "Elbette Ben bir Ateş gördüm." demişti. "Size O’ndan ya bir Haber getireceğim veya ısınmanız için bir Korateş getireceğim."

027.08-         Oraya gittiğinde, kendisine seslenildi: "Ateş’te olanlar da, Çevresinde bulunanlar da Kutlu kılınmıştır. Alemler’in Rabbi olan Allah Yüce’dir."

027.09-         "Ey Musa, gerçekten Ben, Aziz ve Hakim olan Allah'ım."

027.10-         "Asa’nı bırak." O’nun Çevik bir Yılan gibi debelenmekte olduğunu görünce, geriye doğru kaçtı ve arkasına bakmadı." Ey Musa, kokma, Elbette Ben. Benim yanımda Gönderilenler korkmaz."

027.11-         "Ancak Zulmeden başka. Sonra Kötülüğün ardından İyiliğe çevirirse, artık elbette Ben Gafur'um, Rahim'im."

027.12-         "Ve El’ini koynuna sok, Kusursuz olarak çıkıversin. (Bu) Fir'awn ve Qawm’ine olan Dokuz Ayet içindedir. Gerçekten Onlar Fasıq olan bir Qawim’dir."

027.13-         Ayetlemiz Onlar’a, Gözler önünde sergilenmiş olarak gelince dediler ki: "Bu, Apaçık bir Büyü’dür."

027.14-         Wicdanlar’ı qabul ettiği halde, Zulum ve Büyüklenme dolayısıyla bunları inkar ettiler. Artık sen, Bozguncular’ın nasıl bir Son’a uğratıldıklarına bir bak.

 

II   Süleyman :15-31

 

027.15-         Andolsun, Biz Davud'a ve Süleyman'a bir İlim verdik: "Bizi inanmış Kullar’ından bir çoğuna göre Üstün kılan Allah'a Hamdolsun." dediler.    

027.16-         Süleyman, Davud'a Mirascı oldu ve dedi ki: "Ey İnsanlar, Bize Kuşlar’ın Nutq’u öğretildi ve Bize Herşey’den verildi. Elbette bu, Apaçık olan bir Üstünlük’tür."

027.17-         Süleyman'a Cinler’den, İnsanlar’dan ve Kuşlar’dan Orduları toplandı ve bunlar Bölükler halinde dağıtıldı.

027.18-         Nihayet Neml Wadisi'ne geldiklerinde, bir Dişi-Neml dedi ki:" Ey Neml Topluluğu, Meskenler’inize girin, kırıp geçirmesin Sizi Süleyman ve Orduları."

027.19-         O'nun bu Sözü üzerine  Tebessüm-etti ve dedi ki: "Rabb'im, Bana, Anne ve Babam’a verdiğin Ni’met’e şükretmemi ve Hoşnut olacağın Salih bir Çalışma’da bulunmamı Bana ilham et ve Beni Rahmet’inle Salih Kullar’ının arasına kat."

027.20-         Tayr'ı denetledikten sonra dedi ki: "Hüdhüd'ü göremiyorum, yoksa Gaybolanlar'dan mı oldu?"

027.21-         "O’nu gerçekten Şiddetli bir Azab’la azablandıracağım, ya da O’nu boğazlayacağım veya O, Bana Apaçık olan bir İspatlayıcı Delil getirmelidir."

027.22-         Derken uzun zaman geçmeden geldi ve dedi ki: "Senin İhata edemediğin Şey’i Ben İhata ettim /kuşatıp öğrendim. Ve Sana Sebe'den Kesin bir Haber’le geldim."

027.23-         "Gerçekten Ben, Onlar’a hükmetmekte olan bir Kadın buldum ki, O’na Herşey’den verilmiş. Ve Büyük bir Arşı/Tahtı var.

027.24-         "O'nu ve Qawm’ini, Allah'ı bırakıp da Güneş’e  Secde eder buldum, Onlar’a Şeytan yapmakta olduklarını süslemiştir. Böylece Onlar’ı Yol’dan alıkoymuştur. Bundan dolayı Onlar Hidayet bulmuyorlar."

027.25-         "Ki Onlar, Gökler’de ve Yer’de Saklı olanı ortaya çıkaran ve Sizin gizlediklerinizi de açığa vurduklarınızı da bilmekte olan Allah'a Secde etmesinler diye."

027.26-         " O Allah, "O'ndan başka bir İlah yoktur, Büyük Arş'ın/Taht'ın da Rabb'idir."

027.27-         "Durup bekleyeceğiz, Doğru’yu mu söyledin, yoksa Yalancılar’dan mı oldun?" dedi.

027.28-         "Bu  Mektub’umla git, O’nu kendisine bırak, sonra Onlar’dan uzaklaş, böylelikle bir bakıver, neye başvuracaklar?"

027.29-         (Kadın) dedi ki: "Ey Önde gelenler, gerçekten Bana oldukca Önemli bir Mektub bırakıldı."

027.30-         "Gerçek şu ki bu Süleyman'dandır ve Kuşkusuz Rahman ve Rahim Allah'ın adıyla (başlamakta) dır."

027.31-         "Bana karşı Büyüklük taslamayın ve ve Bana Teslim olmuş olarak gelin."

 

III Süleyman ve Sebe Melikesi: 32-44

 

027.32-         Dedi ki:" Ey Önde gelenler, bu İş’imde Bana görüş belirtin, Siz Şahidlik etmedikce Ben hiçbir İş’te Kesin değilim."

027.33-         Dediler ki: "Biz Quwwet Sahibi’yiz ve Zorlu Savaşcılar’ız, İş Konusu’nda Qarar senindir, artık Sen bak, neyi emredeceksin."

027.34-         Dedi ki: "Gerçekten Melikler bir Ülke’ye girdikleri zaman, orasını Fesad’a verirler ve Ehli’nden İzzetliler’i habileni Zelil ederler. İşte Onlar, böyle yaparlar."

027.35-         "Ben Onlar’a bir Hediye göndereyim de bir bakayım nasıl döner Gönderilenler."

027.36-         Süleyman'a geldiği zaman: "Sizler Bana Mal ile Yardım’da mı bulunmak istiyorsunuz? Allah'ın Bana vermekte olduğu, Size verdiğinden daha Hayırlı’dır, hayır Siz Hediyeler’inizle  ferahlarsınız."

027.37-         "Sen Onlar’a dön, Biz Onlar’a öyle Ordular’la geliriz ki, Onlar için karşı koymak mümkün değil ve Biz Onlar’ı ordan aşağılanmış ve Küçük düşürülmüşler olarak sürüp çıkarırız."

027.38-         "Ey Önde gelenler, Onlar Bana Teslim olmuşlar olarak gelmeden önce, Siz’den kim onun Taht’ını Bana getirebilir?" dedi.

027.39-         Cinn'lerden bir İfrit dedi: "Sen daha Maqam’ından kalkmadan önce, Ben O’nu Sana getirebilirim, Ben gerçekten buna karşı Kesin olarak Güvenilir bir Güc’e sahibim."

027.40-         O kendisine  Kitab'dan  İlm verilen  dedi ki:" Ben,  (Ey ifrit)   Gözünü açıp kapamadan Onu Sana getiririm." Derken O’nu kendi yanında durur halde görünce dedi ki: "Bu Rabb’imin Fadlı’ndandır, O'na şükredecek miyim yoksa Nankörlük mü edeceğim diye Beni denemekte olduğu için. Kim şükrederse, artık O kendisi için şükretmiştir, kim de Nönkürlük ederse gerçekten Benim Rabb'im Ganiy'dir, Kerim'dir

027.41-         Dedi ki: "Onun Taht’ını değişikliğe uğratın, bir bakalım Doğru olan’ı bulabilecek mi, yoksa bulmayanlardan mı olacak?"

027.42-         Böylece (Kraliçe) geldiği zaman O'na: "Senin Taht’ın böyle mi?" denildi. Dedi ki:" Tıpkı kendisi. Bize O’ndan önce İlim verilmişti ve Biz Teslim olmuştuk."

027.43-         Allah'tan başka abdolduğu Şeyler O’nu alıkoymuştu. Gerçekte O Küfreden bir Qawim’dendi."

027.44-         O'na: "Köşk’e gir" denildi. O'nu görünce Derin bir Su sandı ve Ayaklar’ını açtı. Dedi ki: "Gerçekte bu, Saydam Cam’dan olma Düzeltilmiş bir Zemin." Dedi ki:"Rabb'im, gerçekten Ben kendime zulmettim, Ben Süleyman'la birlikte Alemler’in Rabb'i Allah'a teslim oldum."

 

IV  Salih, Lut :45-58

 

027.45-         Andolsun Biz Semud'a Kardeşler’i Salih'i gönderdik: "Yalnızca Allah'a kulluk edin" diye. Bir de ne görsün, Onlar birbirlerine Düşman kesilmiş iki Gurup’tur.

027.46-         Dedi ki: "Ey Qawm’im, neden İyilik’ten önce Kötülük konusunda acele davranıyorsunuz? Allah'tan Bağışlanma dilemeniz gerekmez mi? Umulur ki esirgenirsiniz."

027.47-         Dediler ki: "Senin ve Seninle birlikte olanlar yüzünden Uğursuzluğa uğratıldık." Dedi ki: "Sizin Uğursuzluğunuz Allah katındadır. Hayır, Siz denenmekte olan bir Qawim’siniz."

027.48-         Şehirde Dokuzlu bir Çete vardı, Arz’da Fesat yapıyorlar ve Dirlik düzenlik bırakmıyorlardı.

927.49-         Kendi aralarında Allah Adı’na and içerek, dediler ki: "Gece Kesinlikle O’na ve Aile’sine bir Baskın düzenleyelim, sonra Weli’sine: Aile’sinin yok oluşuna Biz Şahid olmadık ve gerçekten Bizler Doğru söyleyenleriz, diyelim."

027.50-         Onlar Hileli bir Düzen kurdu, Biz de Onlar’ın farkında olmadığı bir Düzen kurduk.

027.51-         Artık Sen, Onlar’ın kurdukları Düzen’in uğradığı Aqıbet’e bak, Biz Onlar’ı ve Qawimler’ini topluca yerle bir ettik.

027.52-         İşte Zulmetmeleri dolasıyla Enkaz’a dönüşmüş Ipıssız Evleri.  Şüphesiz bilmekte olan bir Qawim için bunda bir Ayet var’dır.

027.53-         İman edenler’i ve İttiqa edenler’i kurtardık.

 

027.54-         Lut da. Hani Qawm’ine demişti ki: "Siz, açıkca gördüğünüz halde, yine de o Çirkince Utanmazlığı yapacak mısınız?"

027.55-         "Siz gerçekten, Kadınlar’ı bırakıp Şehvet’le Erkekler’e mi yaklaşıyorsunuz? Hayır, Siz bilmeyen bir Qawim’siniz."

027.56-         Onun Qawm’inin Cevab’ı: "Lut Aile’sini kendi Şehr’inizden sürün. Temiz kalmak isteyen İnsanlar’mış." demekten başka olmadı.

027.57-         Biz de, O’nu ve Aile’sini kurtardık, yalnızca Karısı hadic, O’nu geride taqdir ettik.

027.58-         Ve Onlar üzerine bir Yağmur yağdırdık. Uyarılanlar’ın Yağmur’u ne kadar Kötü.

          

 

      V         Mü'minler Yükselecek :59-66

 

 

027.59-         Dedi ki: "Hamd Allah'ın'dır ve Selam O'nun seçtiği Kullar’ının üzerinedir. Allah mı daha Hayırlı yoksa Onlar’ın Ortak koşmakta oldukları mı?"

027.60-         Yoksa, Gökler’i ve Yer’i yaratan ve Size Gök’ten Su indiren mi? Ki O’nunla Gönül Alıcı Bahçeler bitirdik, Sizin içinse O’nun bir Ağac’ını bitirmek mümkün değildir. Allah ile beraber bir başka İlah mı? Hayır, Onlar Sapıklık’ta devam eden bir Qawim’dir.

027.61-         Ya da Arz’ı bir Qarar Yeri kılan, O’nun arasında Irmaklar vareden ve ona sarsılmaz Dağlar yaratan ve İki Deniz arasına bir ara Engel/haciz koyan mı? Allah ile beraber başka bir İlah mı? Hayır, Onlar’ın çoğu bilmiyorlar.

027.62-         Ya da Sıkıntı ve İhtiyaç içinde olan’a, kendisine dua ettiği zaman icabet eden, Kötülüğü açıp gideren ve Sizi Yeryüzü’nün Halifeleri kılan mı? Allah ile beraber başka bir İlah mı? Ne kadar da az Öğüt alıp düşünmüyorsunuz?

027.63-         Ya da Kara’nın ve Deniz’in Karanlıkları içinde Size Yol gösteren ve Rahmet’inin önünde Rüzgarlar’ı Müjdeci olarak Gönderen mi? Allah ile beraber başka bir İlah mı? Allah, Onlar’ın Şirk koştukları’ndan Yüce’dir.

027.64-         Ya da Halq’ı Sürekli yaratmakta olan, sonra O’nu iade edecek olan ve Sizi Gök’ten ve Yer’den rızıqlandıran mı? Allah ile beraber başka bir İlah mı? De ki: "Eğer Doğru söyleyenler iseniz, Burhan’ınızı getirin."

027.65-         De ki: "Gökler’de ve Yer’de Gayb’ı Allah'tan başka kimse bilmez. Onlar ne zaman dirileceklerinin şuuruna varmıyorlar."

027.66-         Yoo, Onlar’ın Ahiret Konusundaki Bilgileri Ardarda toplanıp pekiştirildi. Hayır, Onlar bundan bir Kuşku içindedirler, yoo Onlar bundan yana Kör’dürler.

 

VI  Hakk'ın İnkarı : 67-82

 

027.67-         Küfredenler dedi ki: "Biz ve Atalar’ımız Toprak olduktan sonra mı, gerçekten Biz mi  dirilip çıkarılacak mışız?"

027.68-         "Andolsun bu, Bize ve daha önce Atalar’ımıza waadolunmuştur. Bu olsa olsa Geçmişler’in Masalları’ndan başkası değildir."

027.69-         De ki: "Arz’da gezip dolaşın da, Mücrimler’in nasıl bir Aqıbet’e uğradıklarını görün."

027.70-         Sen, Onlar’a karşı Hüzne kapılma ve Onlar’ın kurmakta oldukları Tuzaklar’dan dolayı da Sıkıntı içinde olma.

027.71-         Derler ki: "Eğer Doğru’yu söyleyenler iseniz, bu Waadolunan ne Zaman?"

027.72-         De ki: "Belki de acele etmekte olduğunuzun bir kısmı Size yetişmiştir bile."

027.73-         Elbette Senin Rabb'in İnsanlar’a karşı Büyük Fadl Sahibi’dir, ancak İnsanlar’ın çoğu şükretmiyorlar.

027.74-         Elbette, Senin Rabb'in, Onlar’ın Sineler’inin gizlediklerini da, açığa vurduklarınıda kesin olarak bilmektedir.

027.75-         Gök’te ve Yer’de Gizli olan Hiçbir Şey yoktur ki, Apaçık olan bir Kitap'ta olmasın.

027.76-         Gerçek şu ki, bu Qur'an, İsrailoğulları’na  konusunda Ayrılığa düştükleri Şeyler’in bir çoğunu anlatmaktadır.

027.77-         Ve gerçekten O, Mü'minler için bir Hidayet ve bir Rahmet’tir.

027.78-         Elbette Senin Rabb'in, Onlar’ın arasında kendi Hükm’ünü verecektir.O Aziz'dir, Bilen'dir.

027.79-         Sen, artık Allah'a tewekkül et, çünkü Sen Apaçık olan Haqq üzerindesin.

027.80-         Çünkü gerçekten Sen, Ölüler’e dinletemezsin ve arkasını dönüp kaçmakta olan Sağırlar’a da Çağrı’yı işittiremezsin.

027.81-         Ve Sen, Körler’i düştükleri Sapıklık’tan çekip Hidayet’e erdirici de değilsin. Sen ancak Ayetler’imize İman edenler’e dinletebilirsin. İşte Teslim olanlar bunlar’dır.

027.82-         O Qavl Onlar’a wuqubulunca , Onlar’a Yer’den bir Dabbe  çıkarırız o da İnsanlar’ın Bizim Ayetler’imize Kesin bir Bilgi’yle inanmadıklarını Onlar’a söyler.

 

VII            Muhalefet Eriyecek : 83-93

 

027.83-         Ve her Ümmet’ten Ayetler’imizi yalanlayanlar’dan bir Bölük toplayacağımız Gün, artık Onlar tutuklanıp dağıtılırlar.

027.84-         Nihayet geldikleri zaman (Allah) der ki: "Siz Benim Ayetler’imi Bilgi bakımından kavramadığınız halde yalanladınız mı? Yoksa ne yapıyordunuz?"

027.85-         Zulmetmelerine karşılık,  Qavl aleyhlerine wuqubuldu, artık Onlar konuşmuyorlar da.

027.86-         Görmediler mi, Biz Gece’yi Onlar’a Suqun bulmaları için, Gündüz’ü de Aydınlık olarak yarattık. Elbette İman etmekte olan bir Qavim için bunda Ayetler var’dır.

                                  

 

 

027.87-         Sur'a üfleneceği Gün, Allah'ın dilediği Kimseler dışında, Gökler’de ve Yer’de olan herkes artık Korku’ya kapılmıştır ve Onlar’ın her biri boyun bükmüş olarak O'na gelmişlerdir.

027.88-         Dağlar’ı görürsün de, Onlar’ı Camid sanırsın, oysa Onlar Bulutlar’ın sürüklenmesi gibi sürüklenirler. Herşey’i Sapasağlam-yapan Allah'ın Sanatı. Elbette O işlemekte olduklarınızdan Haberdar'dır.

027.89-         Kim bir İyilik’le gelirse, artık kendisine daha Hayırlısı vardır ve Onlar o Gün’ün Korkusuna karşı Güvenlik içindedirler.

027.90-         Kim de Kötülük’le gelirse, artık Onlar da Ateş’e yüzükoyun atılır:" Yaptıklarınızdan başkasıyla mı cezalandrırılıyorsunuz?"

027.91-         ( De ki:) "Ben, ancak bu Şehrin Rabb'ine ibadet etmekle emrolundum ki, O, burasını Kutlu kıldı. Herşey O'nundur. Ve Müslümanlar’dan olmakla emrolundum."

027.92-         Ve Qur'an'ı okumakla da. Artık kim Hidayet’e gelirse, kendisi için Hidayet’e gelmiştir, kim de sapacak olursa, Sen de de ki: "Ben yalnızca Uyarıcı'yım."

027.93-         Ve de ki: "Allah'a Hamdolsun, O Size Ayetler’ini gösterecektir, Siz de Onlar’ı tanıyacaksınız." Senin Rabb'in yapmakta olduklarınızdan Gafil değil’dir.

 

 

053.028./el-QASAS

Esirgeyen Bağışlayan Allah'ın adıyla

 

                 I          Musa'nın Çocukluğu: 1-13

 

028.01-         Ta Sin Mim

028.02-         Bunlar Apaçık olan Kitab'ın Ayetleri’dir.

028.03-         Mü'min olan bir Qawim için Haqq olmak üzere, Musa ve Fir'awun'un Haberi’nden Sana okuyacağız.

028.04-         Gerçek şu ki, Firawun Arz’da büyüklenmiş ve oranın Halk’ını birtakım Fırqalar’a ayırıp bölmüştü, Onlar’dan bir Bölüm’ünü Güç’ten düşürüyor, Erkek Çocuklar’ını boğazlayıp Kadınlar’ını Diri bırakıyordu. Çünkü O Fesatcılar’dandı.

028.05-         Biz ise, Arz’da Güç’ten düşürülenler’e lutuf’ta bulunmak, Onlar’ı Önderler yapmak ve Mirascılar kılmak istiyorduk.

028.06-         Ve Onlar’ı Arz’da İktidar Sahipleri olarak Yerleşik kılalım, Fir'awn'a, Haman'a ve Askerler’ine, Onlar’dan sakınmakta oldukları şeyi gösterelim.

 

028.07-         Musa'nın Annesi’ne: "O’nu emzir, şayet O’nun için korkacak olursan, bu durumda O’nu Su’ya bırak, korkma ve hüzünlenme, çünkü O’nu Biz Sana tekrar geri  vereceğiz ve O’nu Gönderilenler'den kılacağız" diye wahyettik.

028.08-         Nihayet Fir'awn'un Ailesi, O’nu kendileri için bir Düşman ve Üzüntü konusu olsun diye Sahipsiz görüp aldılar. Gerçekte Fir'awn da Haman da ve Askerler’i de bir Yanılgı içindeydi.

028.09-         Fir'awn'un Karısı dedi ki: "Benim için de, Senin için de bir Gözbebeği, O’nu öldürmeyin, umulur ki Bize Yarar’ı dokunur veya O’nu Evlat ediniriz." Oysa Onlar şuurunda değillerdi.

028.10-         Musa'nın Annesi ise, Yüreği Boşluk içinde sabahladı. Eğer Mü'minler’den olması için Qalbi üzerinde pekiştirmemiş olsaydık, neredeyse O’nu açığa vuracaktı.

028.11-         Ve O’nun Kızkardeşi’ne: "O’nu izle," dedi. Böylece O da, kendileri farkında değilken O’nu Uzaktan gözetledi.

028.12-         Biz, daha önce O’na Sütanaları’nı Haram etmiştik. "Ben, Sizin Adınıza O’nun bakımını yükümlenecek ve O’na öğüt verecek bir Aile’yi Size bildireyim mi?" dedi.

028.13-         Böylelikle, Gözünün aydın olması, Hüzne kapılmaması ve gerçekten Allah'ın Waadi’nin Haqq olduğunu bilmesi için, O’nu Anne’sine geri vermiş olduk. Ancak Onlar’ın çoğu bilmezler.

 

      II         Musa'nın Mısır'lıyı öldürmesi :14-21

 

028.14-         O, Ergenlik’te olgunlaşınca Biz O'na Hükm ve İlm  verdik. Biz iyilik’te Bulunanlar’ı işte böyle ödüllendiriz.

028.15-         Halkı’nın Haberi olmadığı bir zamanda Şehr’e girdi, sonra Kavga etmekte olan İki Adam buldu. Bu kendi Taraftarlar’ından, şu da Düşmanlar’ından. Derken Taraftarlar’dan olan, Düşmanlar’ından olan’a karşı  O’ndan yardım istedi. Bunun üzerine O’na bir Yumruk attı ve İşini bitirdi. "Bu Şeytan İşi’ndendir, O, gerçekten Açıkca Saptırıcı bir Düşman’dır" dedi.

028.16-         Dedi ki: "Rabb'im, gerçek şu ki, Ben kendi Nefs’ime zulmettim, artık Beni bağışla." Böylece O’nu bağışladı. Elbette O, Gafur'dur, Rahim'dir.

028.17-         Dedi ki: "Rabb'im, Bana verdiğin Ni’metler Adına, artık Suçlular’a Desdekci olmayacağım."

028.18-         Böylece Şehir’de Korku içinde gözetleyerek sabahladı. Derken, bir de baktı ki, Dün kendisinden Yardım isteyen kişi kendisine Yardım için bağırıyor. Musa O’na dedi ki: "Sen gerçekten Açıkca bir Azgın’sın."

028.19-         Sonunda ikisinin de Düşmanı olan’ı yakalamak isterken (adam ona) dedi ki: "Ey Musa, Dün birini öldürdüğün gibi, Bugün de Beni mi öldürmek istiyorsun? Sen, Arz’da yalnızca bir Zorba olmak istiyorsun, Islah edenler’den olmak istemiyorsun"

028.20-         Şehr’in Öbür Yakası’ndan bir Adam koşarak gelip dedi ki: "Ey Musa, Önde gelenler, Seni öldürmek Konusunda aralarında görüşmektedirler, artık Sen çık git, gerçekten Ben Sana Öğüt verenler’denim."

028.21-         Böylece oradan Korku içinde gözetleyerek çıkıp gitti: "Rabb'im, Zalimler Topluluğu’ndan Beni kurtar" dedi.

 

III 22-28   Musa Medyen'de

 

028.22-         Medyen'e doğru yöneldiğinde de: "Umarım Rabb'im, Beni Doğru yol’a iletir" dedi.

028.23-         Medyen Suyu'na vardığı zaman, O’ndan Su almakta olan bir İnsan Topluluğu buldu. Onlar’ın gerisinde de sakınan İki Kadın buldu. Dedi ki: "Bu durumunuz ne?" Çobanlar Sürüler’i sulamadıkca, Biz Sürüler’imizi sulayamayız, Babamız da Yaşlanmış bir İhtiyar" dediler.

028.24-         Hemen Onlar’ın Sürüleri’ni suladı, sonra yine Gölge’ye çekilerek dedi ki: "Rabb'im, doğrusu Bana indirdiğin Her Hayr’a Muhtac’ım."

028.25-         Çok geçmeden, O ikisinden biri yürüyerek O’na geldi. "Babam, Bizim için Sürüler’ini sulamana Karşılık olarak Sana Ödül vermek üzere Seni çağırmaktadır." dedi.  Bunun üzerine O’na gelip de olup bitenleri anlatınca O: "Korkma" dedi. "Zalimler Topluluğu’ndan kurtulmuş oldun."

028.26-         Onlar’dan biri dedi ki: "Ey Babacığım, O’nu Ücret’le tut, çünkü Ücret’le tuttuklarının en Hayırlı’sı gerçekten O Quwwetli'dir, Emin/güvenilir'dir."

028.27-         Dedi ki: "Doğrusu Ben, Sekiz Yıl Bana Hizmet etmene karşılık, şu iki Kız’ımdan birini Sana nikahlamak istiyorum. Eğer On’a tamamlarsan, artık O da Sen’den. Ben Sana Zorluk çıkarmak istemem, Beni de inşallah Salih olanlar’dan bulacaksın."

028.28-         Dedi ki: "Bu, Benimle Senin aranda olandır. Bu durumda İki Süre’den hangisini yerine getirirsem, artık Bana karşı bir Haqsızlık Söz Konusu olmaz. Allah'ta söylediklerinize Wekil'dir."

 

IV  29-42   Musa'nın Firawn’a Gidişi

 

028.29-         Böylelikle Musa, Süre’yi tamamlayıp Ailesi’yle birlikte Yol’a koyulunca, Tur tarafında bir Ateş gördü. Aile’sine: "Siz durun, gerçekten Ben bir Ateş gördüm, umarım ki Ben O’ndan Size ya bir Haber, ya da ısınmanız için bir Kor-parçası getirim." dedi.

028.30-         Derken oraya geldiğinde, O Kutlu Arazi’deki Wadi’nin Sağ yanında olan bir Ağaç’tan "Ey Musa, Alemler’in Rabb'i olan Allah Benim" diye seslenildi.

028.31-         "Asa’nı Bırak". O’nun şimdi bir Yılan gibi debelenmekte olduğunu görünce, arkasına dönüp bakmaksızın kaçmaya başladı. "Ey Musa, dön ve Korku’ya kapılma. Gerçekten Sen Güvende olanlar’dansın."

028.32-         "El’ini koynuna sok, Kusursuz olarak Bembeyaz çıksın." Ve çek. İşte bunlar Rabb'inden Fir'awn ve Önde gelen Adamlar’ına ikisinin Kanıtı’dır. Gerçekten Onlar Fasıq olan bir Topluluk’tur.

028.33-         Dedi ki: "Rabb'im, gerçekten Ben Onlar’dan bir Kişi öldürdüm,  Beni öldürmelerinden korkuyorum."

028.34-         "Ve Kardeşim Harun, Dil bakımından O Ben’den daha Düzgün konuşmaktadır, O’nu da Benimle birlikte bir Yardımcı olarak gönder,  Beni doğrulasın. Çünkü Onlar’ın Beni yalanlamalarından korkuyorum."

028.35-         Dedi ki: "Pazunu Kardeş’inle pekiştirip güçlendireceğiz. Sizin İkinize de öyle bir Güç ve Yetki vereceğiz ki, Ayetler’imiz sayesinde Size erişemeyeceklerdir.  Siz de, Size uyanlar’da Galip olanlar’sınız."

 

028.36-         Musa, Onlar’a Apaçık olan Ayetler’imizle geldiği zaman: "Bu, düzüp uydurulmuş bir Büyü’den başkası değil’dir. Biz Geçmiş Atalar’ımızdan da bunu işitmedik" dediler.

028.37-         Musa dedi ki: "Rabb'im, kimin kendisinden bir Hidayet’le geldiğini ve bu Yurd’un Sonucu’nun kime ait olacağını daha iyi bilmektedir.Gerçek şu ki, Zulmedenler Felah bulmazlar."

028.38-         Firawn dedi ki: "Ey Önde gelenler, Sizin için Ben’den başka bir İlah olduğunu bilmiyorum. Ey Haman, Çamur’un üstünde bir Ateş yak da, Bana yüksekce bir Kule İnşa et, belki Musa'nın İlahı’na çıkarım çünkü gerçekten  Ben O’nu Yalancılar’dan sanıyorum."

028.39-         O ve Askerler’i Arz’da Haqsız yere Büyüklendiler  ve gerçekten Bize döndürülmeyeceklerini sandılar.

028.40-         Bunun üzerine, O’nu ve Askerler’ini tutup Su’ya attık. Böylece Zulmedenler’in nasıl bir Son’a uğradıklarına bir bak.

028.41-         Biz, Onlar’ı Ateş’e çağıran Önderler kıldık, Qıyamet Günü yardım görmezler.

028.42-         Bu, Dünya Hayatı’nda Biz Onlar’ın arkasına La’net düşürdük, Qıyamet Günü'nde ise Onlar Çirkinleştirilmiş olanlar’dır.

 

      V         Musa'ya Benzeyen Peygamberler :43-50

 

028.43-         Andolsun, İlk Kuşaklar’ı Yıkıma uğrattıktan sonra, Musa'ya, İnsanlar için Basiretler, Hidayet ve Rahmet olmak üzere Kitap verdik. Umulur ki, Öğüt alıp düşünürler.

 

028.44-         Musa'ya O İş’i gerçekleştirdiğimiz zaman, Sen Batı yanında değildin ve Sen Şahid olanlardan da değildin.

028.45-         Ancak Biz birçok Kuşaklar inşa ettik de Onlar’ın üzerinde Ömür uzayıp geçti. Ve Sen Medyen Halkı içinde yaşayıp da Ayetler’imizi Onlar’dan okuyarak öğrenmiş değilsin. Ancak  Onlar’ı gönderen Biz’iz.

028.46-         (Musa'ya) seslendiğimiz zaman da, Sen Tur'un yanı’nda değildin. Ancak Rabb'inden bir Rahmet olmak üzere Sen’den önce kendilerine bir Uyarıcı gelmemiş olan bir Qawm’i uyarman için. Umulur ki, Öğüt alıp düşünürler diye.

028.47-         Kendi Eller’inin Öne sürdükleri dolayısıyla, Onlar’a bir Musibet isabet ettiğinde: "Rabb'imiz, Bize de bir Elçi gönderseydin de böylece Biz de Senin Ayetler’ine uysaydık ve Mü'minler’den olsaydık." diyecek olmasalardı.

028.48-         Fakat Onlar’a kendi katımızdan Haqq geldiği zaman: "Musa'ya Verilenler’in bir benzeri de buna verilmeli değil miydi?" dediler. Onlar, daha önce Musa'ya Verilenleri İnkar etmemişler miydi? "İki Büyü birbirine arka çıktı." dediler. Ve : "Gerçekten Biz hepsini İnkar edenleriz." dediler.

028.49-         De ki: "Eğer Doğru’ysanız, bu durumda Allah katından bu İkisinden daha Doğru olan bir Kitap getirin de, Ben de O’na uymuş olayım."

028.50-         Buna rağmen Sana icabet etmeyecek olurlarsa, artık bil ki, Onlar gerçekten kendi Hewalar’ına uymaktadırlar. Oysa Allah'tan bir Hidayet olmaksızın, kendi Hewa’sına uyandan daha Sapık kim’dir? Elbette Allah, Zulmeden bir Qawm’e Hidayet etmez.

 

VI  51-60   İlahi Vahyin Doğruluğu

 

028.51-         Andolsun, Biz Öğüt alıp düşünsünler diye, Söz’ü birbiri ardınca dizip indirdik.

028.52-         Bundan önce, kendilerine Kitap verdiklerimiz buna inanmaktadırlar.

028.53-         Onlar’a okunduğu zaman: "Biz O’na inandık, gerçekten O, Rabb'imizden olan bir Haqq’tır. Elbette Biz bundan önce de Müslümanlar’dık" derler.

028.54-         İşte Onlar, sabretmeleri dolayısıyla Ecirler’i iki defa verilir ve Onlar Kötülüğü İyilik’le uzaklaştırıp kendilerine Rızıq olarak verdiklerimizden infaq ederler.

028.55-         Boş ve Yararsız olan Söz’ü işittikleri zaman O’ndan yüz çevirirler ve : "Bizim yaptıklarımız Bizim, Sizin yaptıklarınız Sizindir, Size Selam olsun, Biz Cahiller’i benimsemeyiz" derler.

028.56-         Gerçek şu ki, Sen, sevdiğini Hidayet’e eriştiremezsin, ancak Allah dilediğini Hidayet’e eriştirir. O, Hidayet’e erecek olanları daha iyi Bilen’dir.

028.57-         Dediler ki: "Eğer Seninle birlikte Hidayet’e uyacak olursak, yerimizden çekilip koparılırız." Oysa Biz Onlar’ı, kendi katımızdan bir Rızıq olarak Herşey’in Ürünü’nün aktarılıp toplandığı, Güvenli bir Harem'e Yerleşik kılmadık mı? Fakat Onlar’ın çoğu bilmiyorlar.

028.58-         Biz, Yaşama Biçimleri’yle Refah içinde şımarıp azmış nice Şehr’i yıkıma uğrattık. İşte Meskenler’i çok az dışında (onlarda) kendilerinden sonra oturabilmiş değildir. Waris olanlar Biz’iz.

028.59-         Senin Rabb'in Ana Yerleşim Merkezleri’ne Onlar’a Ayetler’imizi okuyan bir Elçi göndermedikce Şehirler’i yıkıma uğratıcı değildir. Ve Biz, Halkı Zulmeden Şehirler’den başkasını da Yıkıma uğratıcı değiliz.

028.60-         Size verilen Herşey, yalnızca Dünya Hayatı’nın Metaı ve Süsü’dür.  Allah katında olan ise, daha  Hayırlı ve daha Sürekli’dir. Yine de aqıllanmayacak  mısınız?

 

VII            Muhalifler Eğilecek :61-75

 

028.61-         Şimdi, kendine Güzel bir Waid’te bulunduğumuz, dolayısıyla O’na kavuşan Kişi, Dünya Hayatı’nın Metaı ile metalandırdığımız sonra Qıyamet Günü hazır bulundurulanlar’dan olan Kişi gibi midir?

028.62-         Onlar’a (Allah'ın) sesleneceği Gün: "Benim Ortaklarım olarak öne sürdükleriniz nerede?"   der.

028.63-         Üzerlerine Söz Haqq olanlar derler ki: "Rabb'imiz, İşte Bizim azdırıp saptırdıklarımız bunlar, kendimiz azıp saptığımız gibi, Onlar’ı da azdınıp saptırdık. Sana (gelip onlardan) uzaklaşmış bulunmaktayız. Onlar Bize tapıyor da değillerdi.

028.64-         Denir ki: "Ortaklarınızı çağırın." Böylelikle Onlar’ı çağırırlar, ama kendilerine cevap vermezler ve Azab’ı görürler. Hidayet bulmuş olsalardı ne olurdu.

028.65-         O Gün Onlar’a seslenerek: " Gönderilenler'e ne Cevap verdiniz?" der.

028.66-         Artık o Gün, Haberler Onlar için körelmiştir, Onlar birbirlerine de soramazlar.

028.67-         Ancak kim tewbe edip inanır ve Salih Çalışmalar’da bulunursa artık Kurtuluş’a erenler’den olmasını umabilir.

028.68-         Rabb'in, dilediğini yaratır ve seçer. Seçim Onlar’a ait değildir. Allah, Onlar’ın ortak koşmakta olduklarından Münezzeh’tir, Yüce'dir.

028.69-         Rabb'in Onlar’ın Göğüsler’inin saklamakta olduklarını da, açığa vurmakta olduklarını da bilir.

028.70-         O, Allah'tır. Kendisinden başka İlah yoktur. İlk’de, Son’da da Hamd O'nundur. Hüküm de O'nundur ve O'na döndürüleceksiniz.

028.71-         De ki: "Gördünüz mü söyleyin/söyleyin bakalım, Allah Qıyamet Günü’ne kadar Gece’yi Sizin üzerinizde kesintisizce sürdürecek olsa, Allah'ın dışında size Aydınlık verecek İlah kimdir? Yine de hala dinlemeyecek misiniz?"

028.72-         De ki: "Gördünüz mü söyleyin, Allah, Qıyamet Günü’ne kadar Gündüz’ü Sizin üzerinizde kesintisizce sürdürecek olsa, Allah'ın dışında Size içinde dinleneceğiniz Gece’yi getirecek İlah kimdir? Yine de görmeyecek misiniz?"

028.73-         Kendi Rahmetinden olmak üzere O, Sizin için içinde dinlenmeniz ve O'nun Fadl’ından aramanız için Gece’yi ve Gündüz’ü var etti. Umulur ki şükredersiniz.

028.74-         Onlar’a sesleneceği Gün: "Benim Ortaklar’ım olarak öne sürdükleriniz nerede" der.

028.75-         Her Ümmet’ten bir Şahid ayırıp çıkardık da: "Burhan’ınızı getirin." dedik. Artık öğrenmiş oldular ki, Haqq, gerçekten Allah'ındır ve Düzüp uydurdukları kendilerinden uzaklaşıp kaybolmuştur.

 

VIII          Karun: 76-82

 

028.76-         Gerçek şu ki, Qarun, Musa'nın Qawm’indendi, ancak Onlar’a karşı azgınlaştı. Biz, O’na öyle Hazineler vermiştik ki, onun Anahtarlar’ı birlikte  (taşımaya) davranan Güçlü bir Topluluğa Ağır geliyordu. Hani Qawm’i O’na demişti ki: "Şımararak sevinme, çünkü Allah, Şımaranlar’ı sevmez."

028.77-         "Allah'ın Sana verdiğiyle Ahiret Yurdu’nu ara, Dünya’dan da kendi Payını unutma. Allah'ın Sana ihsan ettiği gibi, Sen de İhsan’da bulun ve Arz’da Fesad arama. Çünkü Allah Fesatcılar’ı sevmez."

028.78-         Dedi ki: "Bu, Ben’de olan bir İlm dolayısıyla Bana verilmiştir." Bilmez mi , ki gerçekten Allah, kendisinden Önceki Kuşaklar’dan Quwwet bakımından kendisinden daha Güçlü ve İnsan sayısı bakımından daha çok olan kimseleri Yıkıma uğratmıştır. Mücrimler’den kendi Günahlar’ı sorulmaz."

028.79-         Böylelikle kendi İhtişam’ı içinde Qawm’inin karşısına çıktı. Dünya Hayatı’nı istemekte olanlar: "Ah keşke, Qarun'a verilenin bir benzeri Bizim de olsaydı. Gerçekten o, büyük Pay Sahibi’dir" dediler.

028.80-         Kendilerine İlim verilenler ise: "Yazıklar olsun size, Allah'ın Sevabı, İnanan ve Salih Çalışmalar’da bulunan kimse için daha Hayırlı’dır, buna da Sabredenler’den başkası kavuşturulmaz" derler.

028.81-         Sonunda O’nu da, Konağını da Yer’in Dibi’ne geçirdik. Böylece Allah'a karşı O’na Yardım edecek bir Topluluğu olmadı. Ve O, kendi kendisine Yardım edebilecekler’den de değildi.

028.82-         Dün, O’nun yerinde olmayı dileyenler, sabahladıklarında: "Vay, demek ki Allah, Kullar’ından dilediğinin Rızq’ını genişletip yaymakta ve kısıp daraltmaktadır. Eğer Allah, Bize lutfetmiş olmasaydı, Bizi de elbette batırırdı. Way, demek gerçekten Küfredenler felah bulamazlar" demeğe başladılar.

 

IX  Peygamberin Hicreti ve Geri Dönüşü: 83-88

 

028.83-         İşte Ahiret Yurdu, Biz O’nu, Arz’da büyüklenmeyi ve fesat çıkarmayı istemeyenlere kılarız. Aqıbet de Taqwa Sahipleri’nindir.

028.84-         Kim bir İyilik’le gelirse, artık O’nun için O’ndan daha Hayırlısı var’dır. Kim de bir Kötülük’le gelirse, artık Kötülükler’i yapanlar, yalnızca yapmakta olduklarıyla Karşılık görürler.

028.85-         Elbette Sana Qur'an'ı Farz kılan, Seni dönülecek Yer’e elbette döndürecektir. De ki: "Rabb'im, Hidayet’le geleni de, açıkca bir Sapıklık içinde olan’ı da daha iyi bilmektedir."

028.86-         Kitab'ın Sana bırakılacağını ummazdın. Ancak Senin Rabb'inden bir Rahmet. Öyleyse sakın Kafirler’e arka çıkma.

028.87-         Sana indirildikten sonra, sakın Seni Allah'ın Ayetleri’nden alıkoymasınlar. Sen Rabb'ine çağır ve sakın Müşrikler’den olma."

028.88-         Ve Allah ile beraber başka bir İlah’a tapma. O'ndan başka İlah yoktur. O'nun Yüz’ünden başka Herşey Helak olucu’dur. Hüküm O'nundur ve siz O'na döndürüleceksiniz. 

 

 

Tertil I      Tertil II          Tertil III         Tertil IV         Tertil V          

Tertil VI   Tertil VII        Tertil VIII      Tertil IX         Tertil X

Tertil XI   Tertil XII        Tertil XIII

 

Medenî   Sureler  

 

Qur'anu'l Hakîm (Qur'ane'n A'rabiyyen)